Abbasi Ayaklanması ve Ebu Müslim
Emeviler dönemi vahşi bir yayılmacılık ve katliam dönemidir. Emeviler fethettikleri bölgelerde müslüman olmayanlara eşit davranmadıkları gibi, Araplarla müslüman olan diğer halklar arasında da ayrım yaparlardı. Müslüman olmak bile Emevilere yeterli gelmezdi. Emevilerin bu tutumu halk arasında hoşnutsuzluğun artmasına neden oldu. Halife Abdülmelik (692-705) ve Velid (705-715) döneminde hoşnutsuzluklar had safhaya ulaştı. Velid döneminde Kuteybe’nin yaptığı katliamlar sitenin ana sayfasından okunabilir.Emevilere karşı başlayan isyan bu nedenlerden dolayı bütün kesimleri *kolayca içine aldı. En başta Hariciler, Şiiler, Abbasiler, ayrıca Museviler, Hıristiyanlar, Mani, Zerdüşt ce Mazdek dinine mensup olanlar yani müslüman olmayan kesimler, kısaca Emeviler dışında herkes adeta ayaklanmak için bir kıvılcım bekliyordu. Araplar öteden beri hep bir çatışma içindeydiler. Örneğin Yemenlilerin Kuzey Bedevileri ile çatışmaları hiç bitmemişti.
Abbasiler isyanın hazırlayıcısı idiler. Her yere ajanlar gönderiyor, her gruba da isteklerine uygun propagandada bulunuyorlardı. Şiilere Hüseyin’in intikamının alınması gerektiğini söylerken, İslamiyeti yeni kabul etmiş olanlara İslamın müminler arasında tam bir eşitlik öngördüğünü, müslüman olmayan toplumlara ise hoşgörüden, adaletten, özgürlükten bahsediyorlardı. Özellikle müslüman olmayanların kaybedecek hiçbirşeyi yoktu. Durumları daha kötü olamazdı, belki de bir ayaklanma ile özgürlüklerine kavuşabilirlerdi.
Abbasilerin ayaklanmasının Doğu İran ve Batı Türkistandaki propagandacısı Ebu Müslim adında birisi idi. Özbek ve Türkmenler Türk olduğunu, Arap kaynaklar ise Arap olduğunu söylerler. O dönem Arap olmayan birinin bu konuma getirilmesi ve başarılı olması zor görünüyor. Çünkü Türkler bu dönemde katliamlardan geçirilmekte, İslamiyete karşı ölümleri pahasına savaşmaktadır.
Ebu Müslim’in ailesi Mazdeisttir. Kendisi İslamiyeti yeni seçmiş yada yeni seçmiş birinin oğludur. Ebu Müslim ayaklanma hareketinin şeflerinin oturduğu Merv’e geldiğinde Tüklerin ardı ardına ayaklanmaları (719, 720-21, 727) *yaşanıyor ve bunlar acımasızca bastırılıyordu. Emevi Araplar bu ayaklanmalarla başedebilmek için Zeravşan vadilerinde ve Kaşka-Derya’da (Demirkapı) kalelerden oluşan bir savunma sistemi kurmuş ve İslamiyeti yaymak için büyük uğraş vermişlerdi.
728 yılında ani bir politika değişikliği ile İslamiyeti kabul eden herkesin vergiden muaf tutulacağını ilan ederler. Herkes müslüman olduğunu söylemeye başlar. Hıristiyanlar bile müslüman olmaya başlar. Hazine boşalır. Kimse vergi ödemez. Aslında Araplar talanlarla yeteri kadar zenginleşmiştir. Vergi muafiyeti şehirleri canlandırır. Ama şehirler bağımsızlıklarını ilan etmeye başlarlar. Göktürklerin son dönem yeniden ülkeyi Arap kontrolünden kurtarmak için akınları olur. (730-31-33) *Araplar yeniden bölgeyi ele geçirdiklerinde ise artık ülke harap durumdadır. Açlık salgını başlar, durum iyice kötüleşir.
İlk ayaklanma 734’de Hariç tarafından başlatılır. Bu sırada Yemenliler de kuzey Araplarıyla çatışmaya başlamıştır. Ancak başarılı olamaz, bir çatışmada öldürülür ve Emeviler kontrolü tekrar sağlarlar. 747’de Ebu Müslim Abbasi’lerin kara bayrağı ile asıl büyük ayaklanmayı başlatır. Tabari’ye göre bir günde 60 şehir ona bağlanmıştır. Ebu Müslim hitabet sanatını iyi bilen biridir. “Bir insan için ölçü alınabilecek tek özellik ruhunun soyluluğudur. Müslüman yada Musevi, önemli olan iyiliktir” der. Bu tür konuşmaları herkesin hoşuna gider.
748’de Arap kabileleri arasındaki kavgaları fırsat bilip Merv’in kontrolünü ele geçirir. Ardından Nişapur’u da alır ve İran’ın ortalarında doğru ilerlemeye başlar. Emevi halifesinin Suriyeden gelen yorgun ordusunu yener ve Irak’a girer. Halife Mısır’a kaçar ve orada öldürülür. Yıl 750’dir ve Emevi hanedanı son bulmuştur.
Emevileri devirmek Şiilere değil Abbasilere nasip oldu. Artık müslüman dünyasını Abbasiler yönetecektir. Abbasiler imparatorluğun başkentini İranlılaşan bir başka yere, Bağdat’a taşıdılar.
Devrimin kuşkusuz en önemli ismi Ebu Müslim’di. Horasan’a yönetici yapıldı. Gerçi Doğu İran’ın yöneticisi olmuştu ama eski halifeyi tepeleyen bir komutana biraz küçük bir ödüldü bu. Ebu Müslim artık iktidarı ele geçirmişti ve eşitlik, özgürlük söylemleri değil düzen gerekiyordu. Kafa tutan herkesi kılıçtan geçirtti. Devrimci Zerdüşt lider Bih Afrid’i yakalatıp astırdı. İsyanları kanla bastırdı. Buhara’da Şii Şarik bin Sail el-Mukri’nin isyanını da bastırdı ve ayaklanmaya katılanların hepsini şehrin duvarlarına astırdı, Buharayı da ateşe verdi. Ebu Müslim giderek yükseliyordu. Ancak asıl yükselişi Tavas Savaşı ile oldu.
Talas Savaşı
Çin, bir süredir Ortadoğu’ya müdahale etmekte kararsızdı. Ortadoğu’da Emevi/Abbasi kargaşası yaşanırken Kao Siyen Çe adında cesur ve atak bir Çinli komutan da Batı ülkelerinin komutanlığına atanıyordu. Bir dönem Taşkent kralı Kao’nun sadık bir hizmetkarıydı. Ancak Kao saçma bir bahaneyle Taşkent kralını idam ettirdi, şehri de yağmalattı. Aslında Kao’nun istediği Arap’ların kargaşa içinde olduğu, Göktürklerin de dağıldığı bir dönemde batıya yönelecek bir kapı açabilmekti. Kao’ya göre en uygun zamandı. Çin’in en güçlü, düşmanlarının en zayıf olduğu andı.Taşkent kralının oğlu Kao’nun katliamından kaçmayı başarır ve Ebu Müslim ve Karluk’lardan yardım ister. Ebu Müslim, Ziya bin Salih komutasında bir ordu gönderir. Karluklar da bu çağrıya olumlu yanıt verirler. Talas nehri yakınlarında Çin ordusu ile Karluk ve Arap orduları karşılaşır. Beş gün süren savaşın sonunda Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğrar. Bütün Çin ordusu ya katledilir ya da esir alınır. Bu esirler sayesinde Araplar kağıt imalatını da öğrenirler.
Talas savaşının en önemli sonucu Çin’in Orta Asya’da egemenlik kurma hayalinin tükenmesidir. Kao büyük bir hata yapmış ve Çin’in gücünü yanlış değerlendirmiştir. Birkaç yıl sonra Çin yeni bir ordu oluşturup yeniden bir saldırı denemesinde bulunur ama yine başarılı olamaz ve ardından iç savaşa sürüklenir. Artık Orta Asya Türklere ve Araplara kalmıştır.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder