22 Mart 2013 Cuma

ENZİMLER,VİTAMİNLER,ATP,SU VE MİNERAL MADDELER



ENZİMLER,VİTAMİNLER,ATP,SU VE MİNERAL MADDELER

ENZİMLER
Yapıları: Protein + Koenzim Enzim
Bazı enzimler yalnızca proteinden oluşurlar.(Basit enzimler)
Koenzimler vitaminlerden ve bazı organik maddelerden oluşurlar.
Kofaktörler mineral maddelerden meydana gelirler.
Görevleri: Aktivasyon enerjisini düşünerek tepkimeleri hızlandırırlar.

Aktivasyon enerjisi



Enzimsiz Enzimli Ürünler 
Çeşitleri: Canlılarda sonsuz çeşit protein sentez edilebildiğine göre enzim çeşitliliğide sonsuz olur.
Genel Özellikleri:
1-Katıldıkları tepkimelerden bozulmadan çıkarlar.Bu nedenle tekrar tekrar kullanılabilirler.
2-Bir çeşit enzim sadece bir çeşit tepkimeyi katalizleyebilir.Bu nedenle canlılarda sonsuz çeşit tepkime olabilir.
3-Hücre dışında da koşullar uygun olmak şartıyla aktiftirler.
4-Substratın sadece dış yüzeyine etki ederler.Bu nedenle parçalanmış besinler daha kolay sindirilir.
5-Belirli sıcaklık derecelerinde ( 0-55 oC) etkindirler.

Tepkime hızı Tepkime hızı



6-Genel olarak nötral (pH=7) ortamlarda aktiftirler.


8-Substrat yüzeyiyle doğru orantılıdır.
9-İnhibitörler ( yavaşlatıcılar ) ters orantılıdır.Tepkimeyi yavaşlatır.
10-Aktivatör ( hızlandırıcı ) doğru orantılıdır.Tepkimeyi hızlandırır.


VİTAMİNLER VE ATP


Vitanimler:Düzenleyicidirler.
1-YAĞDA ÇÖZÜNENLER:A,D,E,K (Suda çözünmezler.)

Genel Özellikleri:Hücre zarından geçmeleri zordur.Lenf sistemiyle bağırsaktan emilirler.Depolanabilirler.Fazla alınmaları tehlikeli olabilir.

A Vitamini:
Görevi: Embriyonik dış deriye ait olan dokuların ve yapıların gelişmesini sağlar.
Eksik Alındığında: Gece körlüğü,sağırlık,hücre bölünmesi,dış deriye ait tüm kısımlarda zarara neden olur.
Bulunduğu Yerler:Hayvansal dokular(karaciğer,dalak vb.),bitkisel dokularda pro-vitamin A şeklinde bulunur.Karaciğerde A vitaminine dönüştürülür.

D Vitamini:
Görevi: Kemik gelişmesini sağlar.
Eksik Alındığında: Raşitizm görülür.
Bulunduğu Yerler: Hayvansal dokularda(sakatat vb.),bitkilerde pro-vitamin D olarak alınır.Deride güneşle D vitaminine dönüşür.


E Vitamini:
Görevi: Üreme sistemlerinin gelişmesini sağlamaktır.Zehirlenmeyi önler.
Eksik Alındığında: Üreme sisteminde gelişim bozukluluklarına neden olur.
Bulunduğu Yerler: Hayvansal dokular(yumurta özü),bitkisel dokularda


K Vitamini:
Görevi:Kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar.
Eksik Alındığında: Kanın pıhtılaşması gerçekleşemez.
Bulunduğu Yerler: Hayvansal dokular(sakatat vb.),bitkilerde pro-vitamin K olarak bulunur.Bağırsakta bakterilerin yardımıyla K vitaminine dönüştürülür.

2-SUDA ÇÖZÜNENLER: B,C

Genel Özellikleri: Suda çözündükleri için depolanamazlar.Fazla alınırsa idrarla atılır.

B Vitamini:
Görevi: Kan hücrelerinin oluşumunu,sinir sisteminin çalışmasını,birçok metabolik olayı düzenler.
Eksik Alındığında: Kansızlık(Anemi),sinirsel düzenleme bozuklukları,birtakım metabolik rahatsızlıklara neden olur.
Bulunduğu Yerler:Bütün sebze ve meyvelerde bulunur.

C Vitamini:
Görevi: Taşıma sisteminin ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar.
Eksik Alındığında: Bu iki sistemde çöküntü başlar.
Bulunduğu Yerler: Bütün bitkisel dokularda özellikle yeşil kısımlarda,meyvelerde(portakal,mandalina vb.) bulunur.


SU VE MİNERAL MADDELER

Görevleri:Düzenleyici maddelerdir.
ÖRNEK:
Na-K: Aktif madde alışverişindeki olaylarda,sinirde impuls iletilmesinde
Ca : Kanın pıhtılaşmasında,kas kasılmasında
Fe : Kan hücrelerinin yapımında(hemoglobinde)
Mg : Klorofilin yapısına katılır.Kofaktör olarak yapar.
Fosfat : ATP üretiminde,nükleik asitlerin üretiminde vs.

ATP (Adenozin trifosfat)
Görevi: Hücrelerin tükettiği enerji çeşididir.


Özellikleri: Hücre içinde üretilir.Hücre zarından geçmediği için dışarı çıkamaz.Suda çözündüğü için depolanamaz.



ATP Üretim Yolları

1-Fotosentez: Işık enerjisi kullanılarak ATP üretir.(Fotofosforilasyon)
2-Kemosentez: İnorganik maddeleri yakarak ATP üretir.(Kemofosforilasyon)
3-Solunum: Organik maddeleri parçalayarak ATP üretir.(Oksidatiffosforilasyon)
4-Fermantasyon: Substrat düzeyinde fosforilasyon.

Protista ve mantarlar | Protista Alemi Konu Anlatımı

Protistalar canlılar dünyasının ökaryot hücreli en ilkel organizma grubudur. Çoğunlukla tek hücre halinde yaşamakla birlikte koloni halinde yaşayanları da vardır. Protistalar kamçılılar, silliler, kökayaklılar, sporlular, cıvık mantarlar ve algler olmak üzere gruplara ayrılırlar.


Kamçılılar (FLAGELLATA):

Tek hücreli yapıda olup vücudun ön tarafında bir ya da birkaç kamçı bulundurur. Bu kamçı hücrenin hareketini sağlar. Tatlı sularda yaşar. Bazıları kloroplast bulundurduğu için ototoftur. Bunların en tanınmış örneği Öglena’dır. Öglena; kloroplast taşıdığı için fotosentez yapar. Ancak ışık olmadığı zaman heterotrof olarak da beslenir. Bu nedenle hem bitkilere hem hayvanlara benzerlik gösterir. Besin kofulu ve kontraktil kofulları vardır. Çoğalmaları ikiye bölünme şeklinde olur. Tamamen heterotrof beslenen kamçılıların en tipik örneği tripanosomadır. Bu tür kamçılılar parazittir. Omurgalı hayvanların kanında yaşar ve hastalıklara neden olur.

Silliler (CİLİATA) :

Bir hücreli canlıların en gelişmiş sınıfını oluşturur. Vücutlarının etrafında pelikula denilen sert bir örtü bulunur. Pelikula üzerinde sil veya kirpik denilen uzantılar bulunur. Pelikulanın iç kısmında yakıcı özellikte olan ve trikosist denilen yapılar bulunur. Bu yapılar avı uyuşturmaya ve avın kolayca yakalanmasına yardımcı olur. Sitoplazmalarında biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki çekirdek bulunur. Büyük çekirdek beslenme ve metabolizma olaylarını kontrol ederken, küçük çekirdek üremede görev alır. Ayrıca bu canlılar hücre ağızı, yutak ve boşaltım açıklığı (anüs) gibi yapılara da sahiptir. Besinler, besin kofulu şeklinde yutaktan hücreye alınırken, artık maddeler boşaltım açıklığından (anüs) dışarıya atılır. Ayrıca bu canlıların tatlı sularda yaşayan türlerinde kontraktil kofullar da bulunur. Kontraktil kofullar, hücre içindeki fazla suyu dışarı atarak hücre içi su dengesinin ayarlanmasında görev alır.
Bu grupta yer alan canlılar genellikle eşeysiz yolla yani bölünerek çoğalır. Ancak bununla birlikte, çekirdek değişimi şeklinde (konjugasyon) bir çeşit eşeyli üreme ile de çoğalabilir. Sillilerin en tanınmış örneği terliksi hayvan dır (=Paramesyum=Paramecium caudatum).

Kökavaklılar (RHİZOPODA): 

Toprak, tatlı su ve denizel ortamlarda yaşarlar. Genellikle zararsız olmalarına rağmen parazit olan türleri de vardır. Heterotrof olarak beslenir. Bunlarda besin alma ve hareket, yalancı ayak (psödopod) denilen sitoplazma uzantıları ile sağlanır. En tanınmış örnekleri amiplerdir.
Amip tatlı sularda yaşar, kontraktil kofullarıyla aktif su boşaltımı sağlar. Çoğalmaları eşeysiz üreme (bölünme) ile olur. Uygun olmayan ortam koşullarında şekillerini değiştirerek dış kısımlarını koruyucu bir örtü ile sarar ve kist oluşturur, Ortam koşulları normale dönünce kist erir ve eski şekillerine döner.

Bazı amip türleri hastalıklara neden olabilir. Örneğin; Entamoeba histolytica türü kalın bağırsaklarda parazit olarak yaşar ve amipli dizanteri denilen bir hastalığa neden olur.

Sporlular (SPOROZOA) :

Omurgalı ve omurgasız hayvanların vücûdunda parazit olarak yaşar. Hareket etmek için özelleşmiş bir yapıları yoktur. Vücutlarının esnek yapısı sayesinde (kasılıp gevşeyerek) hareket edebilir. Parazit olarak yaşadıkları için besin kofulu ve kontraktil koful bulundurmaz. Üremelerinde eşeyli ve eşeysiz üreme birbirini takip eder. Buna metagenez de¬nir. Sporluların en iyi bilinen örnekleri, insanda sıtma hastalığına neden olan plazmodium dur.

Cıvık Mantarlar

Cıvık mantarlar, hücre duvarı içermediğinden genel¬likle belirli bir hücre şekli olmayan, amipsi hareket eden, çekirdekli, saprofit, nadiren parazit olan canlılardır. Bu canlılar, amiplerde olduğu gibi yalancı ayaklarıyla besinlerini alır. Heterotrofturlar. Rutubetli orman altlarında, ağaç gövdelerinde ve çürümekte olan odun, gübre gibi besince zengin ortamlarda bulunur. Üremeleri eşeysiz veya eşeylidir. Eşeysiz üremeleri sporla, eşeyli üremeleri ise kamçılı iki zoosporun birleşmesi ile gerçekleşir.

Algler (SU YOSUNLARI)

Bu grup tek hücreli algleri ve bunların bir araya gelerek oluşturduğu kolonileri ve özelleşmiş dokulara sahip ol¬mayan çok hücreli algleri kapsar. Genellikle tatlı sularda yaşamalarına rağmen denizlerde yaşayan türleri de vardır.
Alg hücrelerinde selülozdan yapılmış bir hücre duva¬rı bulunur. Bunun yanında sitoplazmalannda fotosentez olayında görev alan kloroplastlar, ksantofil, karaten gibi pigmentler de bulunur. Besinlerin fazlasını nişasta şeklinde depolar. Kök, gövde, yaprak, iletim demeti ve gözenek taşımaz.

Çok hücreli algler içerdikleri pigment çeşidine göre gruplandırılır. Bunlar; yeşil algler, esmer algler ve kırmızı algler olarak isimlendirilir.

Ekolojik ve ekonomik bakımından en önemli olan algler yeşil alglerdir. Alglerde üreme eşeysiz ve eşeyli yolla sağlanır.

9. SINIF ENZİMLER KONU ANLATIMI


Canlılarda Hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlar dış ortamdaki reaksiyonlara göre
  • Daha hızlı
  • Düşük ısıda
  • Dar PH derecesinde gerçekleşir.
Hücredeki biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayan biyolojik katalizör olan enzimlerdir.

Enzimlerin görevleri
  1. Reaksiyon hızının canlı için yeterli olması
  2. Reaksiyonun başlaması için gerekli aktivasyon enerjisinin düşürülmesi
  3. Reaksiyon oluşurken açığa çıkan enerjinin canlıya zarar vermeyecek düzeyde tutulması
Enzim çeşitleri 
Basit enzimler : Sadece proteinden oluşmuş enzimler . ÖRN: Bütün sindirim enzimleri , üreaz
Bileşik enzimler : Protein olan esas kısım ve protein olmayan organik veya inorganik yardımcı kısımlardan meydana gelir.
Protein kısım : Apoenzim 
Yardımcı kısım :
Organik ise koenzim(vitaminler)
İnorganik ise kofaktör(Ca,K,Na) Apoenzimle koenzim (kofaktör) ‘in oluşturduğu yapıya holo enzim denir.
ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
  • Her enzim özel bir substratı etkiler.
  • Substratın yüzey artışı enzim etkinliğini artırır.
  • Her enzim özel bir kofaktör (koenzim) le çalışır.
  • Bir kofaktör (koenzim) birden çok enzimin yardımcı kısmı olabilir.
  • Her hücre kendi enzimini kendi üretir.
  • Her hücrede kimyasal reaksiyon çeşidi kadar enzim çeşidi vardır.
  • Enzimler reaksiyonları hızlandırırlar veya yavaşlatırlar.
  • Enzimler tepkimeden değişmeden çıkarlar. (harcanmazlar) ve tekrar tekrar kullanılırlar.
  • Enzimler hücre dışında da etkendirler.
  • Enzimler protein yapıdadırlar. Proteinlerin yapısını bozan her şey (PH, Isı vb.) enzimin yapısını da bozar.
  • Enzimatik reaksiyonlar çift yönlüdür.
  • Enzimler belirli bir PH değerinde aktifleşirler. ÖRN: Pepsin , PH=2 , Tripsin PH=8,5
  • Her enzim bir gen tarafından kontrol edilir.
  • Enzimler tek veya takımlar halinde çalışırlar.
  • Bazı enzimler inaktif olarak üretilir. Aktivatörlerle aktif hale getirilir.
HCL
ÖRN : Pepsinojen -------------- Pepsin
  • Bazı maddeler (metal iyonları ve zehirler) enzimlerin aktif bölgeleri ile birleşip onları etkisiz hale getirir.
  • Birleşik enzimlerde substratı tanıyan protein kısmıdır. Bağlanma ve etkinlik ise kofaktör (koenzim) ile gerçekleşir.
ENZİMATİK REAKSİYONLARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
 ISI 

Düşük Isı : Kinetik enerji azalır. Reaksiyon yavaşlar.Dönüşümlüdür. 
Yüksek Isı : Enzimlerin protein olan yapısını bozar.Dönüşümsüzdür.
PH
Asitler ve bazlar enzimlerin hızını yavaşlatır. Enzimlerin en etkin olduğu PH değeri 7 dir
  • Enzimin yapısını bozarlar.
  • Substratın yapısını bozarlar.
  • Enzim koenzimin (kofaktör) ayrışmasına neden olurlar.
  • Enzimle substrat arasına girerek birleşmeye engel olurlar
  • Ancak bazı enzimler farklı PH derecesinde aktif olurlar.
ÖRN : Pepsin ------------- PH = 2
Tripsin --------------PH = 8,5 gibi
ENZİM MİKTARI 
Belli oranda substrat bulunan ortama enzim ilave edildikçe reaksiyon hızlanır ve en hızlı noktada substrat bitince reaksiyon durur.
SUBSTRAT MİKTARI
Enzim miktarı sabit tutulup substrat miktarı arttırıldıkça reaksiyon hızlanır. Enzimlerin doygunluk anından sonra belirli hızla devam eder ve biter.
SUBSTRAT YÜZEYİ 
Enzimler substrata dış yüzeyden etki ederler yüzey arttıkça enzim etkinliği artar. 
Not: Enzim miktarıda artarsa
AKTİVATÖR VE İNTİBİTÖR 
Aktivatörler:(Vitamin,hormon,safra tuzu vb) 
İnhibitörler:(Ağır iyonlar,toksinler,zehir vb)

15 Mart 2013 Cuma

Abbasiler Devri (750-1258)


Abbasiler Konu Anlatım
Abbasiler Devri (750-1258)

- İlk Abbasi halifesi Ebul Abbas Abdullah tır. Bu dönemde Çinliler ile Talas Savaşı yapıldı(751). Bu savaşta Türkler Arapları tutmuşlardır. Bu savaştan sonra Türkler Müslüman olmaya başladılar.
- Abbasiler, Emevilerin izlemiş olduğu   Arap milliyetçilik   politikasını   terk  ederek başka milletlere de devlet kademesinde yer vermeye başladılar. Özellikle Türklerle  ilişkiler kurdular. 
- Abbasilerin en parlak dönemi, Harun Reşit zamanıdır. Bu dönemde başkent Bağdat, Ortadoğu’nun en önemli kültür merkezi haline geldi.
- Harun Reşit’in oğullarından Me’mun ve Mu’tasım zamanlarında Türkler ile olan ilişkiler gelişti. Memun zamanında Türkler devlet kademesinde yer almaya başlamışlardır.
- Me’mun, Bağdat’ı koruma amacı ile Türk- lerden oluşan Semerra şehrini kurmuştur.
- Bizans sınırına yakın yerlerde Avasım şehirleri kurularak Türkler buralara yerleştirildi.
- Moğolların saldırıları sonucunda yıkıldılar

Talas Savaşı



Abbasi Ayaklanması ve Ebu Müslim

Emeviler dönemi vahşi bir yayılmacılık ve katliam dönemidir. Emeviler fethettikleri bölgelerde müslüman olmayanlara eşit davranmadıkları gibi, Araplarla müslüman olan diğer halklar arasında da ayrım yaparlardı. Müslüman olmak bile Emevilere yeterli gelmezdi. Emevilerin bu tutumu halk arasında hoşnutsuzluğun artmasına neden oldu. Halife Abdülmelik (692-705) ve Velid (705-715) döneminde hoşnutsuzluklar had safhaya ulaştı. Velid döneminde Kuteybe’nin yaptığı katliamlar sitenin ana sayfasından okunabilir.

Emevilere karşı başlayan isyan bu nedenlerden dolayı bütün kesimleri *kolayca içine aldı. En başta Hariciler, Şiiler, Abbasiler, ayrıca Museviler, Hıristiyanlar, Mani, Zerdüşt ce Mazdek dinine mensup olanlar yani müslüman olmayan kesimler, kısaca Emeviler dışında herkes adeta ayaklanmak için bir kıvılcım bekliyordu. Araplar öteden beri hep bir çatışma içindeydiler. Örneğin Yemenlilerin Kuzey Bedevileri ile çatışmaları hiç bitmemişti.

Abbasiler isyanın hazırlayıcısı idiler. Her yere ajanlar gönderiyor, her gruba da isteklerine uygun propagandada bulunuyorlardı. Şiilere Hüseyin’in intikamının alınması gerektiğini söylerken, İslamiyeti yeni kabul etmiş olanlara İslamın müminler arasında tam bir eşitlik öngördüğünü, müslüman olmayan toplumlara ise hoşgörüden, adaletten, özgürlükten bahsediyorlardı. Özellikle müslüman olmayanların kaybedecek hiçbirşeyi yoktu. Durumları daha kötü olamazdı, belki de bir ayaklanma ile özgürlüklerine kavuşabilirlerdi.

Abbasilerin ayaklanmasının Doğu İran ve Batı Türkistandaki propagandacısı Ebu Müslim adında birisi idi. Özbek ve Türkmenler Türk olduğunu, Arap kaynaklar ise Arap olduğunu söylerler. O dönem Arap olmayan birinin bu konuma getirilmesi ve başarılı olması zor görünüyor. Çünkü Türkler bu dönemde katliamlardan geçirilmekte, İslamiyete karşı ölümleri pahasına savaşmaktadır.

Ebu Müslim’in ailesi Mazdeisttir. Kendisi İslamiyeti yeni seçmiş yada yeni seçmiş birinin oğludur. Ebu Müslim ayaklanma hareketinin şeflerinin oturduğu Merv’e geldiğinde Tüklerin ardı ardına ayaklanmaları (719, 720-21, 727) *yaşanıyor ve bunlar acımasızca bastırılıyordu. Emevi Araplar bu ayaklanmalarla başedebilmek için Zeravşan vadilerinde ve Kaşka-Derya’da (Demirkapı) kalelerden oluşan bir savunma sistemi kurmuş ve İslamiyeti yaymak için büyük uğraş vermişlerdi.

728 yılında ani bir politika değişikliği ile İslamiyeti kabul eden herkesin vergiden muaf tutulacağını ilan ederler. Herkes müslüman olduğunu söylemeye başlar. Hıristiyanlar bile müslüman olmaya başlar. Hazine boşalır. Kimse vergi ödemez. Aslında Araplar talanlarla yeteri kadar zenginleşmiştir. Vergi muafiyeti şehirleri canlandırır. Ama şehirler bağımsızlıklarını ilan etmeye başlarlar. Göktürklerin son dönem yeniden ülkeyi Arap kontrolünden kurtarmak için akınları olur. (730-31-33) *Araplar yeniden bölgeyi ele geçirdiklerinde ise artık ülke harap durumdadır. Açlık salgını başlar, durum iyice kötüleşir.

İlk ayaklanma 734’de Hariç tarafından başlatılır. Bu sırada Yemenliler de kuzey Araplarıyla çatışmaya başlamıştır. Ancak başarılı olamaz, bir çatışmada öldürülür ve Emeviler kontrolü tekrar sağlarlar. 747’de Ebu Müslim Abbasi’lerin kara bayrağı ile asıl büyük ayaklanmayı başlatır. Tabari’ye göre bir günde 60 şehir ona bağlanmıştır. Ebu Müslim hitabet sanatını iyi bilen biridir. “Bir insan için ölçü alınabilecek tek özellik ruhunun soyluluğudur. Müslüman yada Musevi, önemli olan iyiliktir” der. Bu tür konuşmaları herkesin hoşuna gider.

748’de Arap kabileleri arasındaki kavgaları fırsat bilip Merv’in kontrolünü ele geçirir. Ardından Nişapur’u da alır ve İran’ın ortalarında doğru ilerlemeye başlar. Emevi halifesinin Suriyeden gelen yorgun ordusunu yener ve Irak’a girer. Halife Mısır’a kaçar ve orada öldürülür. Yıl 750’dir ve Emevi hanedanı son bulmuştur.

Emevileri devirmek Şiilere değil Abbasilere nasip oldu. Artık müslüman dünyasını Abbasiler yönetecektir. Abbasiler imparatorluğun başkentini İranlılaşan bir başka yere, Bağdat’a taşıdılar.

Devrimin kuşkusuz en önemli ismi Ebu Müslim’di. Horasan’a yönetici yapıldı. Gerçi Doğu İran’ın yöneticisi olmuştu ama eski halifeyi tepeleyen bir komutana biraz küçük bir ödüldü bu. Ebu Müslim artık iktidarı ele geçirmişti ve eşitlik, özgürlük söylemleri değil düzen gerekiyordu. Kafa tutan herkesi kılıçtan geçirtti. Devrimci Zerdüşt lider Bih Afrid’i yakalatıp astırdı. İsyanları kanla bastırdı. Buhara’da Şii Şarik bin Sail el-Mukri’nin isyanını da bastırdı ve ayaklanmaya katılanların hepsini şehrin duvarlarına astırdı, Buharayı da ateşe verdi. Ebu Müslim giderek yükseliyordu. Ancak asıl yükselişi Tavas Savaşı ile oldu.

Talas Savaşı

Çin, bir süredir Ortadoğu’ya müdahale etmekte kararsızdı. Ortadoğu’da Emevi/Abbasi kargaşası yaşanırken Kao Siyen Çe adında cesur ve atak bir Çinli komutan da Batı ülkelerinin komutanlığına atanıyordu. Bir dönem Taşkent kralı Kao’nun sadık bir hizmetkarıydı. Ancak Kao saçma bir bahaneyle Taşkent kralını idam ettirdi, şehri de yağmalattı. Aslında Kao’nun istediği Arap’ların kargaşa içinde olduğu, Göktürklerin de dağıldığı bir dönemde batıya yönelecek bir kapı açabilmekti. Kao’ya göre en uygun zamandı. Çin’in en güçlü, düşmanlarının en zayıf olduğu andı.

Taşkent kralının oğlu Kao’nun katliamından kaçmayı başarır ve Ebu Müslim ve Karluk’lardan yardım ister. Ebu Müslim, Ziya bin Salih komutasında bir ordu gönderir. Karluklar da bu çağrıya olumlu yanıt verirler. Talas nehri yakınlarında Çin ordusu ile Karluk ve Arap orduları karşılaşır. Beş gün süren savaşın sonunda Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğrar. Bütün Çin ordusu ya katledilir ya da esir alınır. Bu esirler sayesinde Araplar kağıt imalatını da öğrenirler.

Talas savaşının en önemli sonucu Çin’in Orta Asya’da egemenlik kurma hayalinin tükenmesidir. Kao büyük bir hata yapmış ve Çin’in gücünü yanlış değerlendirmiştir. Birkaç yıl sonra Çin yeni bir ordu oluşturup yeniden bir saldırı denemesinde bulunur ama yine başarılı olamaz ve ardından iç savaşa sürüklenir. Artık Orta Asya Türklere ve Araplara kalmıştır.


Basit Elektrik Devresi Kuralım



Piller ve Aküler
Oyuncak bebek, oyuncak araba ve elektronik araçların kumandalarını çalıştırmak için piller kullanılır.
Piller, araçlara doğru yerleştirilmediğinde araçlar çalışmaz. Pil, batarya ve akülerde (+) ve (-) olmak üzere iki uç vardır. (+) ve (-) işaretleri cihazların pil yuvalarında da vardır.
Tanım: Pillerde (+) ve (-) uçlarının bulunduğu uçlara kutup adı verilir. Pillerin araçları çalıştırabilmesi için (+) ve (-) kutuplarının pil yuvasındaki (+) ve (-) kutuplarına denk gelmesi gerekir.
Pillerin içerdiği maddeler çevreye ve insan sağlığına zarar verir. Pillerin içini açmak ve ateşe atmak tehlikelidir.

 Farklı  Elektrik Enerjisi  Kaynakları:  Bisikletle karanlıkta giderken önümüze görebilmek için farlarını yakmamız gerekir. Bisikletlerde, otomobillerdeki gibi akü bulunmaz.
Bisiklette ampulün yanması için gerekli olan elektrik enerjisi dinamo adı verilen araçla sağlanır.
Dinamonun dönen başlığı tekerleğe sürtündüğünde hareket enerjisine dönüştürür. Bu elektrik enerjisi bisikletin farının yanmasını sağlar.
Günlük hayatta kullandığımız birçok aleti çalıştırmak için şehir elektriğinden başka elektrik kaynakları kullanırız.
Televizyon, DVD oynatıcı ve klima gibi birçok aracın kumandasını çalıştırmak için piller kullanırız.
Kol saatinden duvar saatine değişik büyüklük ve çeşitteki saatler ve radyolar pille çalışan araçlardandır. Çevremizde pille çalışan onlarca araç sayabiliriz.
Değişik araçlarda farklı büyüklük ve güçte piller kullanılır. Pillerin sahip olduğu güç “ volt ” ile ifade edilir. Pillerin kaç volt olduğu üzerinde yazar. Pillerin 1,5 – 4,5 – 6 - 9 volt gücünde olanları vardır.
Araçların çoğu birden fazla pille çalışır. 3 voltluk güçle çalışan bir televizyon kumandasını çalıştırmak için 1,5 voltluk pilden iki tane takmak gerekir.
Cep telefonlarının enerji kaynağı bataryalardır. Bataryalar birden fazla pilden oluşan sistemlerdir. Cep telefonlarında genellikler tekrar tekrar doldurulabilen şarjlı piller kullanılır.
Ulaşım araçlarından elektrik ihtiyacı akü adı verilen araçlardan sağlanır. Aküler, elektrik enerjisini depolayan çok sayıda özel pilden oluşmuştur.
Akülerin gücü pillerden daha fazla ve kullanım süreleri çok daha uzundur.
Güneş pilleri, güneş enerjisinden elektrik üreten araçlardır. Güneş pilleri bazı saatlerde, hesap makinelerinde ve uydularda kullanılmaktadır.
Basit Elektrik Devreleri Kuralım
Tanım: Elektriğin izlediği yola devre adı verilir. Bir diğer ifadeyle devre elektrik üreticinden başlayıp yine elektrik üreticinde biten kesintisiz yol olur.
Odamızdaki ampulün yanması için elektrik düğmesine basarız. Bilgisayar ve televizyon gibi elektrikli araçların çalışması için ise açma kapama düğmelerine basarız.
Devre üzerindeki bir kopukluk devrenin çalışmamasına sebep olur.
Basit bir elektrik devresi pil, ampul, anahtar ve bağlantı kablolarından oluşur. Bilgisayar ve televizyon gibi araçların içindeki devreler çok karmaşıktır. Basit bir elektrik devresinde ampulün ışık verebilmesi için tellerden birinin ucunun pilin (+) kutbuna diğerinin (-) kutbuna bağlanması gerekir.
Devrelerde kullandığımız piller ya da elektrik kaynağı ampul ve cihazlarla uyumlu olmalıdır. Böylece cihazlar ve ampul daha verimli çalışır.
Cihazları kullanmadan önce kullanma kılavuzunu okumalıyız. Bir elektrikli araçta gereğinden daha güçlü elektrik kaynağı kullanılması cihaza zarar verebilir.
Anahtarların Görevi

Televizyon, bilgisayar, elektrikli süpürge, hesap makinesi ve el feneri gibi elektrikli araçlarda açma kapama düğmesi vardır.
Elektrikli araçların içindeki elektrik devresini açmak ve kapamak için düğmesine basarız.
Tanım: Elektriğin kontrol edildiği düğmelere genel olarak anahtar adı verilir.
Elektrik anahtarları kullanıldıkları yere göre tasarlanır. Bazı anahtarlar basıldığında eski konumuna dönerken bazıları dönmez.
Kapı zili, ampul düğmesi ve bilgisayar düğmesi farklı tiplerde anahtarlardır. Anahtara bastığımızda devre üzerinde elektriğin geçmesi sağlanır. Anahtara tekrar bastığımızda devreden geçen elektriği keseriz. Anahtarlar elektriği güvenli kullanmamızı sağlar.

Yaşamımızdaki Elektrik



A.Elektrikle Tanışalım
   Elektriğin keşfi öncesi ve sonrasında insanların yaşantılarında büyük değişiklikler olmuştur. Elektriğin keşfinden önce evler mum, yağ lambası ya da gaz lambası gibi aydınlatma araçlarıyla aydınlatılırdı. Yiyecekler buzdolapları yerine kilerde saklanırdı.
   Elektrik insanların çalışma sistemleri ve sosyal hayatını da etkilemiştir.
  Elektrik sanayide, taşımacılıkta, turizmde, endüstride, tıpta ve meskenlerde kullanılmaktadır.
  Elektrik bir enerji çeşididir. Elektrik enerjisi evlerdeki ve iş yerlerindeki aletlerin çalışmasında kullanılır. Elektrik enerjisi bu araç ve makinelerde ısı, hareket ve ışık gibi enerji türlerine dönüştürülebilir.
 B.Elektriğin Günlük Yaşantımızdaki Yeri ve Önemi
    Elektrik enerjisi insanlar tarafından evlerde ve iş yerlerinde en çok kullanılan enerji türlerinden biridir.
    İnsan hayatını kolaylaştıran pek çok araç elektrik enerjisiyle çalışır.
    Barajlar, termik ve nükleer santraller gibi tesislerde üretilen elektrik enerjisi, iletim hatlarıyla evlere ve iş yerlerine taşınır.
    Elektriğin günlük yaşantımızda çok önemli bir yeri vardır. Elektrikler kesildiğinde onun insanlar için ne kadar önemli bir enerji çeşidi olduğu daha iyi anlaşılır.
     Elektrik enerjisi olmadığında mekanlar aydınlatılamaz. Fabrikalarda makineler çalışmaz. Dolayısıyla üretim durur. Evlerimizdeki çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrikli süpürge ve bilgisayar gibi araçların hiçbiri çalışmaz.
    Tıp, tarım, iletişim ve sanayi elektriğin kullanıldığı alanlardan bazılarıdır.
     Günlük hayatta çok fazla kullandığımız elektriği gözümüzle göremeyiz. Ancak etkilerini hissedebiliriz. Elektrik matkapta hareket, ampullerde ışık, elektrik sobasında ısı olarak hissedilir.
      Elektrik tellerle taşınır. Elektrik, suyun borulardan geçmesi gibi tellerin içinden geçer.
      Elektriğin telden geçmesi için kuvvetin olması gerekir. Elektriğin tellerden geçmesini sağlayan kuvvet, elektrik kaynaklarından sağlanır.
     Elektrikli enerjisi doğal kaynaklardan üretilir. Doğal kaynaklar sınırlıdır ve gün geçtikçe tükenmektedir.
     Evlerde, okulda ve iş yerlerinde elektrik israf edilmeden kullanılmalıdır. Gereksiz yanan lambaları ve gereksiz çalışan araçları kapatmalıyız.
   C.Farklı Elektrik Enerjisi Kaynakları
       Günlük hayatta kullandığımız elektriğin üretiminde kömür, doğal gaz, petrol gibi yakıtlar ve su enerjisi kullanılır.
       Bazı gelişmiş ülkelerde nükleer enerji, elektrik üretiminde önemli yer tutmaktadır. Bilim insanları daha ucuz, daha güvenli ve çevreyi kirletmeyen yöntemlerle elektrik üretimi için çalışma yapmaktadır.
D.Elektriğin Yol Açabileceği Tehlikeler
   İşlerimizi kolaylaştıran ve hayatın hemen her alanında yararlandığımız elektrik, dikkatli kullanılmadığında zararlı da olabilir.
  Elektriğin dikkatsizce kullanılması sonucunda elektrik çarpması adı verilen olay meydana gelir.
  İnsan vücudunun elektrikle teması çok tehlikelidir. Vücudun elektrikle teması yaralanmalara hatta ölümlere sebep olabilir.
   Kablolara elektrik olup olmadığı gözle görülmediği için özellikle plastiği sıyrılmış kablolara dokunulmamalıdır.
    Elektriğe çarpılan birine çıplak elle dokunulmamalıdır. Çarpılan kişi plastik, kumaş ya da tahta bir cisimle elektrik kaynağından uzaklaştırılmalıdır.
    Elektrik güvenliğiyle ilgili olarak sıkça yapılan hatalar ve bunlarla ilgili olarak dikkat edilmesi gereken hususlardan bazıları şunlardır:
- Saç kurutma makinesi gibi elektrikli aletleri ıslak zeminlerde çalıştırmayalım. Suyun elektriği ilettiğini unutmayalım.
- Elektrik prizlerinin içine cisimler sokmayalım. Prizlerle oynamayalım.
- Elektrikle aletleri kablolarından çekmeyelim.
- Ampuller çalışırken çok ısınır. Ampulün ve diğer elektrikli araçların çalışır konumda taşınması tehlikelidir. Ayrıca sıcak ampulün yanına yanıcı cisimler konulmamalıdır.
- Bozuk elektrikli aletler tamir etmeye çalışmayalım. Bu cihazları uzman kişilere tamir ettirelim.
- Elektrik tehlikesi işaretinin olduğu yerlerden uzak duralım.

13 Mart 2013 Çarşamba

Metabolizma özellikleri, görevleri, yapısı

METABOLİZMA 


Metabolizma:hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların tümüdür.
A-Anabolizmaış ortamdan alınan veya hücredeki reaksiyonlar sonucu oluşan basit moleküllerden hücrenin ihtiyaç duyduğu kompleks veya diğer moleküllerin sentezlenmesidir.
Örnek:Protein,RNA,Fotosentez,Kemosentez vb.

B-Katabolizma:Dış ortamdan alınan veya hücrede daha önce üretilip işlevlerini kaybetmiş kompleks moleküllerin enerji üretimi veya yapıtaşı üretimi için daha basit moleküllere parçalanmasıdır.
Örnek:Hücre içi ve dışı sindirim,O2 li ve O2 siz solunum
ATP(Adenozintrifosfat): 
Yapısı:

  • Adenin nucleotid
  • Riboz
  • 3(Üç) fosforik asit
Özellikleri:
  • Yapısında iki yüksek enerjili fosfat bağları bulunur
  • Canlının tüm yaşamsal olaylarında kullandığı enerji kaynağıdır
  • Kolayca başka enerji formlarına dönüştürülebilir.(Elektrik,ısı,kimyasal bağ ,osmotik,ışık vb.)
  • Bütün reaksiyonlara katılabilir
  • Her hücre kendi ATP sini kendi sentezler
  • Hücrede sitoplazma,mitokondri ve kloroplastlarda sentezlenir
  • Hücre yaşamsal olaylarında sitoplazmada veya mitokondride üretilen ATP kullanılır
  • Kloroplastlarda sentezlenen ATP organik madde sentezi ve kloroplastlardaki diğer yaşamsal olaylarda kullanılır
  • Yüksek enerjili son fosfat bağının kopması ile ortama 7300 cal enerji verilir.
Hücrelerde ADP nin sistemden enerji alarak kendine bir fosforik asit bağlayıp ATP haline gelmesine fosforilasyon denir.
Fosforilasyonda kullanılan enerji kaynağına göre 4 (Dört) tip fosforilasyon vardır.
1-Sübstrat düzeyde fosforilasyon:
a-Bütün canlılarda görülür
b-Sitoplazmik solunum enzimleri kullanılarak organik maddelerin yapısında bulunan bağ enerjisinin ATP enerjisi haline dönüşmesidir

2-Oksidatif-fosforilasyon:
a-Oksijenli solunum enzimi bulunduran canlılarda gerçekleşir
b-Organik maddeler oksijenli solunum enzimleri ile inorganik yapılara dönüştürülürken açığa çıkan H lerin O2 ye aktarılırken gerçekleşir
c- e.t.s. görev alır

3-Foto-fosforilasyon
a-Klorofil taşıyan canlılarda gerçekleşir.
b-Klorofil ve e.t.s etkisi ile güneş ışık enerjisinin dönüşümü ile gerçekleşir
c-Enzim görev almaz

4-Kemosentetik-fosforilasyon:
a-Oksidasyon enzimi taşıyan bakterilerce gerçekleştirilir
b-İnorganik maddelerin (H,Fe,N,NH3 vb.) oksidasyon enzimleri ile oksitlenmesi ile açığa çıkan kimyasal enerji ile gerçekleşir


Canlılar dünyasında iki yöntemle ATP üretimi gerçekleşir.
A-Substrat düzeyde ATP sentezi
Enerji veren egzergonik reaksiyonlarda enerji düzeyi yüksek moleküller kullanılarak, enzimler aracılığı ile ADP nin (enerji düzeyinin yükseltilmesi) ATP ye dönüştürülmesi. Bütün canlılarda görülür.
B-Kemiosmoz yöntemi (Proton pompası) ile ATP sentezi
Zarla ayrılmış iki ortam arasında oluşturulan H+ yoğunluk farkına bağlı olarak ATP sentezlenmesi .Bu yöntemle ATP sentezi ni üçe ayırabiliriz



1-Bakterial ATP sentezi


2-Kloroplast ATP sntezi (Foto-fosforilasyon):

3-Mitokondrial ATP sentezi( Oksidatif-fosforilasyon):

Bütün canlılar güneşin ışık enerjisini kullanırlar.Işık enerjisinin canlıların kullanabileceği enerji formuna dönüşmesinde fotosentez ve solunum mekanizmaları rol alır.
KEMİOSMOTİK ATP ÜRETİMİ 
Karakter 
Archaea 
Mor bakteri 
Kloroplast 
Mitokondri
Enerji kaynağı 
Işık 
Işık 
Işık 
NADH 
Pompa 
Bacteriorhodopsin 
Bakteriyel photosystem, sitokrom-b / c 
Photosystems I ve II, b sitokrom / f 
Kompleksleri I, III ve IV 
Ürünler 
ATP 
ATP 
ATP, NADPH, oksijen 
ATP, su 


ATP nin önemi
  1. ATP de, fosfat gruplar arasındaki yüksek enerjili bağ kararsız yapıda olup kolayca hidrolize olabilir.
  2. Bu hidrolizi yaklaşık 7.3 kCal enerji açığa çıkar.
  3. Bu enerji hücresel faaliyetleri için kullanılır.
  4. ATP hidroliz geri çevrilebilir bir reaksiyondur.
  5. ATP ,ADP’nin bir inorganik fosfat grubu P (i) bağlanması ile sentezlenir.
  6. Bu bir yoğunlaşma reaksiyonu olup yaklaşık 7.3 kCal enerji gerektirir.
  7. Bu yoğunlaşması reaksiyon için gerekli enerji; Katabolik tepkimeler ve redoks reaksiyonlarından gelir.
  8. ATP sentetaz hem hidroliz ve ATP sentezini (Yoğunlaşma) katalizler.
  9. ATP gerektiğinde kullanmak için ideal bir enerji kaynağıdır.

ATP evrensel enerji kaynağı molekülü olarak kabul edilir. 

Nedenleri:
1. Tüm hücrelerde ATP’nin varlığı
2. Birçok metabolik (Katabolik veya anabolik) hücresel faaliyetlerinde ATP kullanımı
3.Hücrelerin ATP açlık etkisi – hücrelerde ATP sentezlenmez ise canlılık durur.
4. Farklıda olsa ATP sentezine yönelik aktivitelerin bütün canlılarda olması
5. Bütün canlılarda aynı ATP (prokaryotik ve ökaryotik hücreler) aynı veya farklı olaylarda kullanılır

HÜCRE ÖZELLİKLERİ VE GÖREVLERİ

HÜCRE 

Hücre zarı özellikleri ve görevleri
  • Hücreyi çepe çevre kuşatır
  • Yağ-protein ve karbonhidrattan oluşur.Temel yapı yağdır.
  • Hücreye şekil verir
  • Hücreyi dış etkilerden korur
  • Bazı organelleri oluşumunda rol alır(E.R.,Golgi, vb.)
  • Madde alış verişini kontrol eder
  • Hücrelerin birbirini ve kimyasalları tanımasını sağlar.
  • Çok hücrelilerde hücrelerin birbirine bağlanmasını sağlar
Not:Hücre ve organel zarlarında özel enzimler,pigmentler,elektron taşıma sistemi ve taşıyıcı proteinler yer alır.
Hücrelerin yaşamlarının devamı bulundukları ortamdan ihtiyaç duydukları maddeleri alması ve bu ortama metabolik artıklarını vermesine bağlıdır.
Maddelerin sitoplazmik ortam ile dış ortam arasında alış verişinde hücre zarı engelini aşmak gerekir . Hücre zarları seçici geçirgendirler . (Organel zarları da ( E.R. , Golgi , Lizozom , Mitekondri , Kloroplast vb.) seçici geçirgendir.) Bitki , mantar ve bakterilerde ayrıca çeper ve kapsül engeli de bulunur.
Hücre Zarına Bağlı Oluşumlar
A-Hücre Çeperi
  • Hücre zarı dışında cansız yapıdır.
  • Temel yapı selüloz olup değişik bitkilerde lignin , suberin , pektin de birikebilir.
  • Az esnek ve dayanıklıdır. Turgor oluşumuna neden olur.
  • Hücreye şekil vererek dış etkilere karşı korur.
  • Yüksek bitkilerde geçitler bulundurur.
  • Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
  • Pinositoz ve fagositoza engeldir.
  • Bitkilerde destek oluşumunu sağlayan en önemli yapıdır
  • Hücre bölünmesinden sonra frogmaplastın gelişmesiyle oluşur.
  • Geçirgendir.
  • Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
B-Glikokaliks
  • Hayvansal hücrelerde bulunur.
  • Hücre zarının dış kısmında bulunan karbonhidratlarca oluşturulur.
  • Pinositoz ve fagositoza engel değildir.
  • Hücrelerin birbirini ve salgıları tanımasını sağlar.
  • Virüs reseptörleri olarak iş görür
  • Bu yapılarda meydana gelen anormallikler kanserleşmeye neden olur.
  • Hücreye antijen özellik kazandırır.Kalıtımın kontrolü altındadır Örn: Kan grupları
  • Oluşumunda golgi etkendir
C-Kapsül
  • Bakterilerde bulunur.
  • Peptidoglikan yapıdadır
  • Bakteriyi olumsuz koşullara karşı korur.
  • Bakterilerin tutunma kapasitesini arttırır.
  • Virüslerin girişini , pinositoz ve fagositozu engeller.
ORGANELLER
1-Endoplazmik Retikulum :
  • Nukleus zarı , golgi ve salgı kofulları oluşumunda rol oynar.
  • Hücre bölünmesinde ortadan kalkar bölünme sonunda tekrar oluşur.
  • Hücrede asidik ve bazik tepkimeleri birbirinden ayırır.
  • Taşıdığı ribozomlarla enzimatik salgıların oluşumunda rol oynar.
  • Hücre zarı ile nukleus zarı arasında tek katlı zardan oluşmuş tüplü lamelli yapıdır.
  • İyon depolanmasında rol oynar.
  • Yağ özellikteki salgıların üretildiği yerdir.
  • Madde ve iyonların hücre içinde taşınımında rol oynar.
  • Prokaryot , yumurta , embriyonik ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
  • Granüllü ve granülsüz olarak iki çeşittir.
A:Granülsüz E.R. :
  • *Üzerlerinde ribozom taşımazlar.
  • *Protein olmayan salgıların üretiminde rol oynar.
  • *Karaciğer , ovaryum , testis , böbrek üstü bezlerinde çok bulunur.
B:Granüllü E.R. :
  • *Üzerlerinde ribozom taşırlar.
  • *Nukleus yakınında bulunur.
  • *Proteinsel ve enzimatik salgıların üretilmesinde rol oynar.
  • *Protein sentezi hızlı olan hücrelerde çok bulunur.
2- Peroksizom :
  • Tek katlı zardan oluşurlar.
  • Protista , mantar , bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur.
  • Özellikle karaciğer , kas , böbrek hücrelerinde bulunur.
  • İçlerinde katalaz enzimi taşırlar.
Katalaz Enzimi : Hücrede metabolizma sonucu oluşan zehir etkili H2O2 ‘ yi H2O ve O2 ‘ye çevirir.

Katalaz
2 H2O2 2 H2O + O2
3-Golgi Aygıtı :
  • Olgunlaşmış eritrosit ve sperm hücreleri ile prokaryot hücrelerde bulunmaz.
  • Tek katlı zardan oluşmuş yassı keseler şeklindedir.
  • Tomurcuklanma ile içleri salgılarla , enzimlerle dolu keseler oluşturur.
  • E.R.’ larda üretilen salgıların depolanması ve paketlenmesinde rol oynar.
  • Selüloz , nişasta , glikojen ,glikoprotein,lipoprotein sentezinde rol oynar.
  • Hücre zarı yapısına katılan protein ve yağlara karbonhidrat eklenmesinde rol oynar.
  • Salgı yapan hücrelerle çok gelişmiştir. (Tükürük , mukus bezleri vb.)
  • Bitki hücresinde fragmoplast , hayvan hücresinde glikokaliks oluşumunda rol oynar.
  • Lizozomların oluşumunda rol oynar.
4- Lizozom :
  • Tek katlı zardan oluşmuş kese şeklindedir.
  • İçlerinde kuvvetli sindirim enzimleri taşırlar.
  • Pinositoz , fagositoz yapan hücrelerde çok bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
  • Dışarıdan hücreye alınan besinlerin sindirimini sağlar.
  • Hücrede işlevini kaybetmiş organel ve yapıların sindirimini sağlar.
  • Dışarıdan hücreye giren bakteri ve toksinleri sindirerek etkisiz hale getirir.
  • Spermin yumurtayı döllemesinde rol oynar. Döllenmenin oluşumunu sağlar.
  • Hücre ölümünde hücre içeriğini sindirerek çürümeyi hızlandırır. (Otoliz)
  • Bazı canlılarda başkalaşımda rol oynar. (Kurbağada larval organların yok olması)
5-Ribozom :
  • Yapısında r-RNA ve protein bulunur.
  • Nukleus ta meydana gelir.
  • Hücrede protein sentezini gerçekleştirir.
  • Protein sentezi fazla olan hücrelerde çok bulunur.
  • Bağımsız metabolizmaya sahip bütün hücrelerde görülür.
  • Olgun alyuvarlarda bulunmaz.
  • Sitoplazma , E.R. zarında , nukleus zarı , mitekondri ve kloroplastlarda bulunur.
  • Sitoplazmada serbest olan ribozom larda yapısal proteinler üretilir.
  • Zar sistemine bağlı ribozomlar da enzimatik proteinler üretilir.
  • Prokaryot ve eukaryot hücrelerin ortak organelidir.
6-Sentrozom :
  • Dokuz adet ipliksi proteinin silindirik organizasyonuyla oluşur. İki sentroil den oluşur.
  • Silindirik protein ipliklerin ortasında kendine özgü matrix vardır.
  • Nukleus yakınında bulunur.
  • Sil ve kamçı oluşumu ve hareketinde rol oynar.
  • Bazı protista , ilkel bitkiler ve hayvansal hücrelerde bulunur.
  • Yumurta ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
  • Hücre bölünmeden önce kendini eşler.
  • Yapısında DNA olduğu varsayılmaktadır.
  • Zigot sentrozomu sperm hücresinden alır.
  • hücreden hücreye kalıtlanır
7- Mitokondri :
  • İki katlı zardan meydana gelmiştir. Dış zar düz , iç zar kıvrımlıdır.
  • İç zar kıvrımlarına krista denir. Üzerinde solunum enzimleri taşır.
  • O2 ‘ li solunum yapan bütün eukaryotik hücrelerde bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
  • Enerji ihtiyacı fazla olan hücrelerde sayısı fazladır. (Karaciğer , kas sinir , böbrek h.)
  • İç zarın içi matrixle doludur. Matrixle DNA , RNA , ribozom özel proteinler bulunur.
  • Mitokondri de solunumla üretilen ATP hücrenin bütün yaşamsal olaylarında kullanılır.
  • Mitokondri ler bölünmez tomurcuklanma ile çoğalırlar.
  • Döllenme sonunda oluşan zigotta yumurtaya ait mitokondri ler bulunur. (Eşeyli üreyen canlılarda mitokondri ler anneden alınmıştır. Sentrozom ise babadan alınmıştır.)
  • Mitokondri zarları ileri derecede seçici geçirgen zardır.
NOT: O2’li solunum yapan bakterilerde mitokondri yerine mesezom bulunur.
NOT : O2’ solunum
Enzim
C6H12O6 + 6 O2 ------------- 6CO2 + 6H2O + 38ATP
9-Plastidler :
A) Kloroplast:
  • İki katlı zardan oluşmuştur.
  • Bazı protista ve bitkilerde bulunur.
  • İç zar içinde özel plazma olan stroma ve üzerinde klorofil bulunan granumlar bulunur.
  • Stromada kendine özgü DNA , RNA , ribozom , protein ve mineraller bulunur.
  • Protoplastlardan veya leucoplastlardan gelişir.
  • Hücrede bölünerek sayısını artırabilir.
  • Işık enerjisini ATP enerjisine çevirerek organik madde sentezi gerçekleştirir. (Üretilen ATP hücredeki diğer yaşamsal olaylarda kullanılmaz.)
  • Bitkinin toprak üstü ışık olan genç kısımlarda bulunur.
  • İşlevlerini kaybedince kromoplasta dönüşür.
  • Bitkilerde fotosentez gerçekleştiren organeldir.
NOT : Fotosentez
Işık
6 CO2 + 6 H2O ---------------- C6H12O6 + 6 O2
kl .

B-Kromoplast :
  • Bitkinin toprak altı ve toprak üstü kısımlarında bulunabilir.
  • Fotosenteze yardımcıdırlar.
  • Vitamin sentezinde rol oynarlar.
  • Likopin (kırmızı) , karoten (turuncu) , ksantofil (sarı) ,rengi oluşturan pigment taşırlar.
  • Meyve , çiçek ve yapraklarda renk oluşumunu sağlarlar. Üremeyi kolaylaştırır.
C-Leukoplast :
  • Işık almayan toprak altı depo yapılarda bulunur. Renksizdirler.
  • Işık alınca kloroplasta dönüşürler.
  • Fotosentezde oluşan glikozun nişasta halinde depolanmasını sağlarlar.
10 Kofullar :
  • Hücre zarı , E.R. ve golgi den meydana gelirler.
  • Tek katlı zara sahiptirler.
  • İçlerinde su , tuz , alkoloid , karbonhidrat ve diğer organik molekül bulundururlar.
  • Kofullar sahip oldukları içerikle osmoz olayında etkili olurlar.
  • Yaptıkları işe göre 4 (dört) çeşit koful vardır.
A-Besin Sindirim Kofulu
  • Bazı protista ve akyuvarlarda görülür.
  • Endositoz la besin alınmasıyla oluşur.
  • Koful içeriği lizozom enzimleriyle sindirilir.
  • Sindirim artıkları eksositozla dışa atılır.
B-Boşaltım Kofulu
  • Tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde görülür.
  • Hücreye giren fazla suyu dışa atarak hücreyi hemolizden korur.
C-Salgı Kofulu
  • Golgi tarafından oluşturulur.
  • İçinde özel salgı maddeleri taşır.
  • Salgı yapan hücrelerde çok gelişmiştir.
D-Depo Kofulu
  • Bitki hücrelerinde oldukça büyüktür.
  • Bitkilerde koful zarına tonoplast denir.
  • Su , hava ve artıkların depolanmasında rol oynar.
  • Genç hücrelerde küçük , yaşlı hücrelerde büyüktür